Bebeğiniz adına dönmüyorsa, göz göze gelmekte zorlanıyorsa ya da konuşması gecikiyorsa, aklınızdan geçen ilk soru muhtemelen “Otizm olabilir mi?” sorusudur. Bu sayfada, otizm şüphesiyle bir çocuk ergen psikiyatristine başvuran ailelerin en sık sorduğu soruları yanıtlıyoruz.
Otizmin ilk işaretleri çoğu zaman bebeğin sosyal iletişiminde görülür. Aşağıdaki durumlardan birkaçı bir arada ve sürekli görülüyorsa, bir değerlendirme istemek doğru olur:
Son madde, yani kazanılmış becerilerin kaybı, her yaşta beklemeden değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Değerlendirme için randevu beklemek, ebeveynler için kaygılı bir süreçtir. Bu süreçte yapabileceğiniz pek çok şey vardır:
Otizm tanısı bir kan testi ya da beyin görüntülemesiyle konmaz. Tanı, bir çocuk ergen psikiyatristinin yaptığı ayrıntılı klinik değerlendirmeye dayanır. Bu değerlendirmede gelişim öyküsü alınır, çocuk farklı durumlarda gözlemlenir, ebeveynlerin ve varsa kreş öğretmenlerinin gözlemleri dinlenir. ADOS-2 testi gibi yapılandırılmış gözlem araçları, sosyal iletişimin standart bir yolla değerlendirilmesini sağlar. İşitme testi, gelişim ve dil değerlendirmesi, gerektiğinde genetik inceleme de sürecin parçası olabilir.
Bütün bilgiler bir araya geldikten sonra ebeveynlerle sonuçların konuşulduğu bir görüşme planlanır. Bu görüşmede yalnızca tanı değil, çocuğun güçlü yanları, desteklenmesi gereken alanları ve atılacak somut adımlar da konuşulur.
| Önerilen yaklaşımlar | Dikkatli olunması gerekenler |
|---|---|
| Ebeveynin katıldığı erken destek programları | Otizmi “tamamen iyileştirdiğini” vaat eden yöntemler |
| Dil ve konuşma terapisi | Kanıtı olmayan kısıtlayıcı diyetler |
| Özel eğitim | Bilimsel temeli olmayan, pahalı ve uzun süreli uygulamalar |
| Ergoterapi ve duyusal düzenleme desteği | Çocuğun sağlığını riske atabilecek tedaviler |
| Eşlik eden durumların tedavisi | Aileyi başka destekleri bırakmaya yönlendiren öneriler |
Otizmli çocukların aileleri, internet ve sosyal medyada pek çok “mucize” tedaviyle karşılaşır. Bir yöntemi denemeden önce psikiyatristinize danışmanız, hem zaman hem kaynak kaybını önler.
Konuşmak, iletişimin yollarından yalnızca biridir. Henüz konuşmayan otizmli çocuklar bakışla, jestle, sizi elinizden tutup bir yere götürerek ya da sesler çıkararak iletişim kurmaya çalışır. Bu girişimleri fark edip yanıt vermek, iletişimin gelişmesini destekler. Resimli kartlar, işaretler ve tablet tabanlı iletişim uygulamaları, çocuğun isteklerini ifade etmesini kolaylaştırır. Bu yöntemler konuşmayı engellemez; tersine, iletişim kurabildiğini deneyimleyen çocukta hayal kırıklığı ve öfke nöbetleri azalır.
Otizmli çocuklarda öfke nöbetleri çoğu zaman bir ihtiyacın, bir rahatsızlığın ya da aşırı yüklenmenin ifadesidir. Nöbetin hangi durumlarda başladığını, öncesinde ve sonrasında neler olduğunu not etmek, tetikleyicileri anlamaya yardım eder. Gürültü, kalabalık, beklenmedik değişiklikler, yorgunluk, açlık ve ağrı sık tetikleyicilerdir. Çocuğun başını vurması, kendini ısırması gibi kendine zarar veren davranışlar varsa, bedensel bir ağrı kaynağı olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Davranışlar şiddetliyse ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa, psikiyatrist davranışsal yöntemleri ve gerektiğinde ilaç tedavisini birlikte planlar.
Otizmin temel özelliklerini ortadan kaldıran bir ilaç bulunmaz. Ancak otizmli çocuklarda sık görülen ve yaşam kalitesini belirgin biçimde etkileyen bazı sorunlar için ilaç tedavisi gündeme gelebilir: ağır uyku sorunları, yoğun öfke ve saldırganlık, kendine zarar verme, dikkat eksikliği ve hiperaktivite ya da belirgin kaygı. İlaç her zaman davranışsal yöntemlerle birlikte ve yakın izlemle kullanılır. Ayrıntılar için ilaç tedavisi sayfamıza bakabilirsiniz.
Otizmli bir çocuğun kreşe başlaması, iyi bir planla olumlu bir deneyime dönüşebilir. Başlamadan önce okulu birkaç kez ziyaret etmek, öğretmenle tanışmak, sınıfın ve öğretmenin fotoğraflarını evde göstermek çocuğun alışmasını kolaylaştırır. Öğretmene çocuğun iletişim biçimi, duyusal hassasiyetleri, sevdiği şeyler ve onu sakinleştiren yöntemler hakkında kısa bir not hazırlamak çok işe yarar. İlk haftalarda kısa sürelerle başlamak, uyum sürecini yumuşatır.
Pek çok otizmli çocuk sesleri, ışıkları, dokuları ve kokuları farklı algılar. Saç kesimi, tırnak kesme, diş fırçalama, yeni giysiler ya da kalabalık bir doğum günü partisi, bu çocuklar için gerçekten zorlayıcı olabilir. Bu tepkiler şımarıklık değildir. Çocuğun hangi uyaranlardan rahatsız olduğunu ve hangilerini aradığını gözlemlemek, günlük yaşamı düzenlemeye yardım eder: etiketleri kesilmiş yumuşak giysiler, gürültülü ortamlarda kulaklık, saç kesimi öncesinde resimli bir anlatım ve kısa denemeler gibi. Ergoterapistler bu konuda aileye ayrıntılı öneriler sunabilir.
Otizmli çocukların önemli bir kısmında uykuya dalma güçlüğü ve gece uyanmaları görülür. Her gün aynı sırayla ilerleyen, resimli bir uyku rutini, yatak odasının karanlık ve sessiz tutulması ve akşam ekranlarının erken kapatılması yardımcı olur. Beslenmede ise yalnızca belirli renk ya da dokudaki yiyecekleri kabul etme sık görülür. Yeni yiyecekleri baskı yapmadan, alışık olduğu yiyeceklerin yanında küçük miktarlarda ve tekrar tekrar sunmak işe yarar. Kilo kaybı ya da çok kısıtlı bir beslenme varsa çocuk doktoruyla birlikte değerlendirilmelidir.
Kardeşler, otizmli bir çocuğun neden farklı davrandığını, neden daha fazla ilgi gördüğünü merak eder. Yaşlarına uygun, kısa ve dürüst bir açıklama yeterlidir: “Kardeşinin beyni bazı şeyleri farklı işliyor; konuşmayı ve oynamayı öğrenmesi için ona yardım ediyoruz.” Kardeşlere otizmli kardeşleriyle nasıl oynayabileceklerini göstermek, aralarındaki bağı güçlendirir.
Gelişim öyküsü, ailenin gözlemleri ve videolar değerlendirilir
İşitme testi, gelişim ve dil değerlendirmesi, yapılandırılmış gözlem
Sonuçlar ve çocuğun güçlü yanları aileyle paylaşılır
Erken eğitim, terapi ve aile çalışması başlatılır
Otizm yaşam boyu süren bir durumdur; ancak destekle çocukların becerileri belirgin biçimde gelişir.
Elbette. Otizmli çocuklar ailelerine güçlü bir bağla bağlıdır; sevgilerini farklı biçimlerde gösterebilirler.
Ailesel yatkınlık vardır; kardeşlerin gelişiminin daha yakından izlenmesi önerilir.
Değerlendirme için “erken” diye bir yaş yoktur; endişe doğduğunda başvurmak en doğru yoldur.
Tanı, çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu destek ve eğitim hizmetlerine ulaşmasını sağlayan bir araçtır.
Tamamen yasaklamak gerekmez; ancak süresinin sınırlanması ve yüz yüze oyun zamanının artırılması önerilir. Ekranı birlikte izleyip konuşmak, onu bir etkileşim fırsatına dönüştürür.
Çoğu zaman iki ya da üç görüşmeye yayılır. İşitme ve dil değerlendirmeleri gibi ek incelemeler ayrıca planlanabilir.
Randevu öncesi kontrol listesi ve iletişim bilgileri iletişim sayfamızda.