Etimesgut'ta çocuğunun ruh sağlığı için çocuk ergen psikiyatristi arayan ailelere hoş geldiniz. Utangaçlık, çekingenlik ya da yeni ortamlarda sessiz kalma çoğu çocukta zamanla geçen özelliklerdir; ama bazen çocuğun okul ve arkadaş hayatını belirgin biçimde kısıtlar. Bu sayfada çocuk ergen psikiyatrisine ilişkin temel bilgileri bulacaksınız. Sayfanın ayrıntılı konusu, sosyal kaygı ve özellikle okulda konuşamama biçiminde görülen seçici konuşmazlık.
Evde neşeyle konuşan ama okulda tek kelime etmeyen bir çocuk, ya da sınıfta söz almaktan, kantinde yemek yemekten korkan bir ergen, çevresine "çok utangaç" görünür. Oysa bu tablonun arkasında çoğu zaman tedavi edilebilir bir kaygı bozukluğu vardır. Etimesgut'ta çocuk ergen psikiyatristi arayan aileler için sosyal kaygıyı ve seçici konuşmazlığı anlatıyoruz.
Utangaç bir çocuk yeni ortamlarda bir süre çekingen kalır ama zamanla ısınır, arkadaş edinir ve istediği şeyleri yapmaktan geri durmaz. Sosyal kaygıda ise çocuk başkalarının önünde mahcup olmaktan, yanlış bir şey söylemekten ya da eleştirilmekten o kadar korkar ki doğum günü partilerine gitmez, sınıfta söz almaz, telefonu açmaz, öğretmenine soru soramaz. Kaygı, olaydan günler önce başlar ve günlük yaşamı belirgin biçimde daraltır.
Seçici konuşmazlıkta çocuk evde ve yakın ailesiyle rahatça konuşur ama okulda, yabancıların yanında ya da bazı akrabalarının yanında hiç konuşamaz. Bu bir inat ya da saygısızlık değildir; çocuk konuşmak ister ama kaygı onu "dondurur". Genellikle 2–5 yaş arasında, çoğu zaman okula başlarken fark edilir. Çocuk ihtiyaçlarını işaretle, başını sallayarak ya da fısıldayarak anlatabilir. Bir aydan uzun süren (okulun ilk ayı dışında) ve okulu etkileyen durumlarda değerlendirme gerekir.

Ergenlikte sosyal kaygı genellikle sınıf önünde konuşma, sunum yapma, kantinde yemek yeme, yeni bir gruba katılma ve karşı cinsle iletişim gibi durumlarda yoğunlaşır. Genç, kızarma, titreme ya da sesinin titremesinin fark edileceğinden korkar. Bu korkular okula devamsızlığa, ders başarısının düşmesine, yalnızlaşmaya ve ilerleyen yaşlarda depresyon ile alkol kullanımına zemin hazırlayabilir. Ekran üzerinden iletişim zamanla yüz yüze iletişimin yerini alabilir.
Bilişsel davranışçı terapi çocuklarda ve ergenlerde sosyal kaygının en etkili tedavisidir. Çocuk, korktuğu sosyal durumlarla en kolaydan başlayarak aşamalı biçimde yüzleşir; olumsuz düşüncelerini fark etmeyi ve sınamayı öğrenir. Seçici konuşmazlıkta "basamaklı konuşma" yöntemiyle önce güvenli bir kişiyle yeni bir ortamda, sonra yanına yeni kişilerin eklenmesiyle konuşma adım adım genişletilir. Öğretmenin ve okulun sürece katılması başarıyı belirgin biçimde artırır. Kaygı çok yoğun ve uzun süreliyse ya da terapiye yeterli yanıt alınamıyorsa ilaç tedavisi de değerlendirilebilir.
Sosyal kaygı yaşayan çocuklar ve ergenler bildikleri hâlde söz almaz, soru sormaz, sunum ve sözlü sınavlardan kaçınır. Grup çalışmalarında geri planda kalır, öğretmenden yardım istemekte zorlanır. Bu nedenle başarıları yeteneklerinin altında görünebilir. Bazı gençler sunum günlerinde okula gitmemeyi seçer; bu da devamsızlığa yol açar.
Öğretmenlerle iş birliği yapılarak sözlü katılım aşamalı olarak artırılabilir: önce öğretmene yazılı soru vermek, sonra küçük bir grupta konuşmak, ardından sınıf önünde kısa bir cevap vermek. Sunumların önce yalnız öğretmene yapılması gibi geçici düzenlemeler, gencin başarı yaşamasına fırsat verir. Amaç kaçınmayı kalıcı hâle getirmek değil, adım adım katılımı artırmaktır.
Sosyal kaygılı çocuklar arkadaşlık kurmak ister ama ilk adımı atmakta zorlanır. Küçük ve yapılandırılmış ortamlar (bir arkadaşla ev ziyareti, ortak ilgiye dayalı kurslar, takım sporları) kalabalık gruplardan daha kolaydır. Çocuğun ilgi duyduğu bir etkinlik, konuşma için doğal bir konu sağlar.
Evde selam verme, kendini tanıtma, oyuna katılmak isteme ve sohbeti sürdürme gibi beceriler oyun yoluyla prova edilebilir. Çocuk bir sosyal ortama gitmeden önce neyle karşılaşacağını konuşmak ve sonrasında neyin iyi gittiğini birlikte değerlendirmek özgüveni artırır. Ebeveynlerin çocuğun yerine konuşmaması ve ona zaman tanıması, becerilerin gelişmesine alan açar.
Etimesgut'ta yaşayan aileler sosyal kaygı ya da seçici konuşmazlık şüphesinde çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniklerine ya da muayenehanelere başvurabilir. Seçici konuşmazlıkta çocuğun evde konuşurken çekilmiş kısa bir ses ya da video kaydı, uzmanın çocuğun dil becerilerini değerlendirmesine yardımcı olur.
Çocuğun konuştuğu ve konuşamadığı ortamlar, kaçındığı durumlar ve okul uyumu konuşulur.
Dil gelişimi, işitme ve eşlik eden diğer kaygılar araştırılır.
Korkulan durumlar kolaydan zora sıralanır; okul ve aileyle birlikte uygulanacak küçük adımlar belirlenir.
Kazanımlar düzenli görüşmelerle pekiştirilir, yeni hedefler eklenir.
Bazı çocuklarda zamanla hafifleyebilir, ancak uzun sürdükçe kökleşir. Erken başlanan tedavi en iyi sonucu verir.
Seçici konuşmazlıkta çocuk evde rahatça konuşur ve iletişim kurar. İletişim her ortamda etkileniyorsa otizm açısından da değerlendirme yapılır.
İlk tercih terapidir. Kaygı çok yoğun ve uzun süreliyse uzman ilaç tedavisini de önerebilir.
Çoğu zaman hayır; kaygı yeni ortamda da sürer. Mevcut okulda öğretmenle iş birliği daha etkilidir.
Tedavi edilmezse sürebilir ve depresyon riskini artırır. Ergenlikte başlanan tedavi bunu önlemeye yardım eder.